İçimdeki büyücü inzivası 21-24 Mart 2019

In the beginning, nothing came,

In the middle, nothing stayed,

In the end, nothing left..

ilk gün tanışma çemberinden önce

Kendime dair bir sürü keşifler, sıcacık bağlar, tüm duyumlarımı besleyip, desteklendiğimi yürekten hissederek döndüm inzivadan.

Inzivaya gitmeden önce pek de ne olacağını bilmeden, ama bayaa da bi beklentiyle gittim açıkçası, çünkü kendime hatırlatıyodum, beklenti yok diye:)

Senelerin emegi tezimi bi iki ay önce teslim etmiştim, ve nihayet kendimi daha sakin dinlemeye başladıkça, muhtemelen psiko-somatik olan ağrılar çıkıyodu, sırtımda başladı, o geçti, sonra kollarımda.. omzumu ve kollarımı ne kadar kastıgımı hisseder oldumdu. bi de o sırada aile dizimine gitmistim, canım Lalitya yuzume carpmisti biraz bedenimdeki hareketliligi, taa icerlerde sakinleyemeyen bisileri. Aile diziminde biraz çözdük sanırım ama. Tam o sırada terapide güvendi temamız. Bedenime ve yaşamaya güven en temel olarak. Tezi yazarken geçen seneler benim aynı zamanda ilaçsız yaşıycam ben inadımın da seneleriydi. Zordu yani. Hayata hem güvenmek isteyen ama hem de tam da ona güvensizliğimin mücadelesi gibi. Neyse inzivaya gitmeden biraz farkeder olmuştum, sol kolumda bi karıncalanma gibi bişiler, bişi söylüyo bana kollarım ve omuzlarım. Bu haldeyken gittim otogara, Antalya yolcusu kalmasındı.

The Land’e nihayet vardığımda öğleyi geçmişti. Geyikbayırına gidecek sabah otobüsü o kadar geç geldi ki, o sürede bilumum rahatsız zihin oyunları. Ve kendimi oyalayacak bir şey bulamadığım için de mecburen o düsüncelerle ve duygularla kaldım. Sonradan farkettim de iyi olmuş. Çünkü tanışma çemberimizde bize akşam ateş yakma rituelinde artık bitirmek istediğimiz, kapatmak istediğimiz döngüleri simgeleyen bişileri de ateşe atabilecegimiz önerilince, ben bayaa nettim hangi döngüleri ateşe teslim etmek istedigim konusunda, thanks to bus waiting.

Tam azıcık uyuyayım dedim, odaya ilk ben yerlesmistim, gözüme kestirdiğim köşedeki yatağa daldım. Biraz sonra patır kütür oda arkadaşlarım geldi, e hadi yemeğe gidiyoruz, acıktık, gelsene? Sanki senelerdir o 7 numaralı odayı paylaşıyoruz. Belki de <3 Nası lezzetliydi o falafel, climbers’ garden!

Ve evet, 21 Mart akşamı, ateş ritueli yaptık, 7 yönü hatırlattı bize Gökçe, selamladık onları AHO! Ve ateşi, yağmur tepemizde çisilderken yaktık! Inanılmazdı, Gökçe ve Asu enerjimizi ateşe yöneltmemizi söyledi, enerji nereye akarsa orası şenlenir! Ve de yandı ateş bayaa bildigin yagmur damlaları arasında. Ve tabisi dolunay gecesiydi. Ekinoksun basladigi zamandı. O kadar anlamlıydı ki her sey. Bi de tohumlar aldık, ekmek için, hayatımıza yeni döngüleri davet etmek icin. Ankaraya dönünce ektim ben tohumumu. Yine bi rituelle.. Enerji nereye şenlik oraya <3

4 elementi ve 7 yönü hatırlamak ve onların destegini, yani doganın destegini hissetmek o kadar iyi geldi ki, tam da güven teması calışırken <3 Ve the Land, Geyikbayırı, buna o kadar elverisli bir yerdeki. Yani bayaa evinde hissediyosun o dogada kendini, kelimenin tam anlamıyla doganin bi parçası olmayı duyumsamak. Ben tüm inziva boyunca kendi bedenimde de doga da evimde oldugumu duyumsadım galiba. Tam ihtiyacım olan şeydi.

Bi de bir sey söyleyeyim mi, sabahları bedeni duyumsayıp, dans ederek uyanmak ne kadar şefkatli bir pratik. Ve Alexa.. ben 5 ritim dansı bi kaç ay önce duymuştum ve kendi kendime youtube guided playlistlerle bir şeyler yapıyordum, ama Alexa’nın guidance’ı bambaşkaydı. Her sabah iki saat öyle güzel yönlendirdi öyle kolaylaştırdı ki kendi deneyimimizi yaşamamızı, rahatlıkla. bi ara bedenimizi yer çekimine tamamen bırakmamızı söyledi. Dedi ki o da zaten seni bi süre sonra itecek ve yine bi devinim içine gireceksin. Bu gravityle arkadaslık kurma hali ne tatlı. O cesaret, bi bırak sonra yeniden yükselecek kolun, dedi mesela. O yükselme etkisi işte belki de Einstein’in bahsettiği aslında tüm yönlerden gelen giden bi enerjinin bizi sarması, bizi oluşturması, forma sokması sebebiyle. Yine enerji, yine prana. Yönleri ve doğayı selamlayarak, yine Alexa'nın hatırlattığı gibi -grup içinde ama kendi özgünlügümüzle dans etmek, ne kadar güçlü <3 energy boost.

Dansla bedeni açtık, yönlerle ve doğayla selamlaştık, üstüne Funda’yla ilk somatic deneyimleme yaptığımız gün… tatatatamm sol omzumdan kolumdan iyilik nası bi gerilim boşaldı, karıncalanmalar arttı sonra sanki sol kolum tamamen dümeni devraldı, artık zihnim diildi, kolum kendisini şifalandıracak hareketleri yapmaya başladı. Inanilmaz bi deneyimdi.

Ha bi de üstüne nehre inip buz gibi suya girmelerden bahsetmek istiyorum. Gökçe bize abuk sabuk sesler çıkartma cesareti verdikten sonra… sabahları hoppidi nehre inip, kayaların üzerinde çıplak ayak masajı alarak, agaçların fil ayaklarına benzeyen köklerine hayranlıkla bakarak, o inceli kalınlı kendilerine has köklerin doga anayla uyumunu görerek, şarul şurul akan o buz gibi suya bi kaç saniye bile olsa dalıp çıkmak <3 saç diplerimde buz gibi suyu hissettim, veeee saçma sapan sesler çıkardım. Sanki hiç bi linguistic dil bilmiyormusum gibi. o kadar iyi geldi ki sesime alan açmak, özgürce.

Döndükten sonra içimdeki büyücüyü bulup bulmadığımı soruyolar. Bence içimdeki büyücüyle iletişime geçtim ben inzivada. Onu dinleyerek tanıyarak başladı tabii. Iletisim melek kartını seçmiştim ilk günki tanışma çemberinde.. grup kartımız da rahatlıktı. Ne keddar manidar diil mi?:) Funda’nın inzivada hatırlattıklarını kendime hatırlatıyorum: her şey tam, hiç bir şey eksik değil, bu an'da her şey olduğu haliyle güzel. Sürüngen beyin seni de seviyorum:)

İşin özü, doğayla böylesine kolay bağ kurabileceğimiz yer olamazdı sanki, tam ekinoks zamanıydı ve the Land, Geyikbayırı çok cömertti ama kolaylastırıcılarımız olmasaydı da böylesi bi deneyimi yakalayamazdık. Tüm inziva boyunca o kadar güzel hatırlatıldık ki, Alexa, Gokce ve Funda tarafından, ve onların enerjisi o kadar güzel tamamlıyoduki birbirini. Şükürler olsun!

Haa bi de ilk gün sessizlik inzivasına davet edildik aslında. That little detail! Aslında diyorum çünkü ben hazır diildim pek, bi de iletisim meleğini seçtimdi ya nası iletişesim de varmış zaten. Dokunasım, dokunulasım. Ve olduğu kadar oldu sessizlik de, her şey gibi. Sepsessiz kalsam, diğer büyücülerin desteğini bu kadar hissedemezdim belki de. Çok güçlüydü grup enerjisi.

Yanlız bu arada, bana kendi authenticity’mi yaşama cesaretini hatırlatması için yaptığım mandalanın yolda valizde kırılması icin ne diyosun? Nasssi yaaani? Ne eşsiz bir hatırlatma!

ilk mandalam

Aklımda sürekli bi cümle: bu anda her şey tam, hiç bir sey eksik değil. Beyle iyiyiz guzeliz. Authenticity rocks!

Döndükten sonra emdr terapide, koluma kendimi çok rahat hissettiğim bi an’ı yerleştirdik, ve gözümü kapattığımda kolumda sabah doğanın kucağında ettiğimiz danslar var. işe yaradı, inanabiliyo musun? Şükürler olsun!

Insan kendi bedenine, duyumsamasına güvendiği zaman, eyleme geçmesi daha kolay oluyor, kendini saklamak, korumak ya da saldırmak yerine

Cultivate faith in yourself.

Bi de, arasıra soruyorum kendime, kendi hava durumumu ;)

Enerji nereye, şenlik oraya:)